HIZLI OKUMA KURSLARINA KATILANLAR KAÇA AYRILIR?

Yıllardır hızlı okuma eğitimleri yapıyoruz. Hızlı okuma eğitimlerine katılan her yaştan binlerce öğrencimiz oldu.

İnsanlar hızlı okuma kursuna neden gelirler?

Ve hızlı okuma kurslarına bakışları nasıldır? Hızlı okuma kurslarına katılanlar kaça ayrılır?

Hızlı okuma kursuna gelenleri temel olarak ikiye ayırabiliriz. Birinci grup, hiçbir şeyden haberi olmayan, anne ve babasının ya da öğretmeninin kendinde gördüğü okuma yavaşlığı veya çok daha üstün başarılar elde etmesi, okuma alışkanlığı kazanması, okumayı sevmesi amaçlı olarak kursa getirilen, henüz anne babasının sözünü dinleyen, ikna edilebilir yaştaki çocuklardır. Bunlar ilkokul, orta okul bazen de liseli gençler olabiliyorlar.

Anne baba teşvikiyle kursa gelen öğrenciler, eğer hızlı okumanın hayatlarına faydası kendilerine iyice anlatılmış ve faydaya inanarak motive olmuş, öğrenmeye isteklenmişlerse hem kursa severek geliyor hem de gerekli çalışmaları yaparak çok ciddi başarılar kazanıyorlar. Genelde bu böyle oluyor. Yani anne baba bilinçliyse çocuğuna bunun faydalarını anlatıyor çocuk da kurstaki öğretmenlerin de sevecen yaklaşımı ve iyi anlatımları sonucu ciddi başarı sağlıyorlar. Hake Hızlı Okuma Kursumuzda bu grup öğrenci sayısı ciddi oranda fazladır.

İkinci gruptakiler ise hızlı okumayı kendi duyup faydasına kendi inanmış, kendi kararını kendi veren kişiler oluyor. Bu kişiler, genellikle önemli bir sınav öncesi veya okumak zorunda oldukları ya da okumak istedikleri kitaplar kendi zamanlarını kat be kat aşınca arayışa girerek Hake Hızlı Okuma’ya geliyorlar. Ya da hızlı okumaya dair, etraflarından, yakınlarından etkili bir başarı öyküsü duymuş oluyorlar.  Bu bilinç ve ihtiyaç ve motivasyonla Hake Hızlı Okumaya gelen öğrencilerimiz çok daha inançlı ve çalışkan oluyor, kendilerine söylenenleri mutlaka yapıyor, hedeflerine mutlaka ulaşıyorlar.

Hızlı okuma eğitiminin faydasına inanan ve kendilerini bir yere çıkaracağını anlayan kişiler hızlı okuma eğitiminden maksimum faydayı görüyorlar.

Yaptığınız iş her ne olursa olsun, faydasına inanırsanız mutlaka fayda görürsünüz. İnanmazsanız bu, boşa zaman kaybetmektir.

 

HIZLI OKUMA KURSUNA KATILANLAR ASLINDA NE İSTİYORLAR?

Hızlı okuma kursuna katılanlar aslında dikkat ve odaklanmaları artsın istiyorlar.

Okuduklarını daha iyi anlasınlar ve akıllarında daha iyi tutabilsinler istiyorlar.

Rekor kırmak istiyorlar, azla yetinmiyorlar.

Sınavlardaki netlerini artırmak istiyorlar.

Sınavlarda zamanlarını yetirmek istiyorlar.

Okumak istedikleri kitapları okuyup kendilerini geliştirmek istiyorlar.

Kendilerini kendi iş alanlarında geliştirmek istiyorlar.

Kendilerini yenilemek, yepyeni bakış açıları kazanmak, yeni ufuklara yelken açmak istiyorlar…

Sizi hedeflerinize götürmek için biz de Hake Hızlı Okuma ailesi olarak, elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz… Saygı ve sevgilerimizle…

Kezban Küçük

 

Reklamlar

Alışkanlıklarınızın Kölesi Olmayın!

Anlayarak hızlı okuma çağımızın eğitimidir. Önceleri lüks olarak nitelendirilen bu eğitim, artık günümüz şartları dahilinde bir ihtiyaç haline gelmiştir. Mübalağa yapmaksızın hem de ekmek gibi su gibi temel ihtiyaçtır. Teknoloji çağında her bilgiye çok kolay ulaşabiliyoruz. Günlük işlerimiz için sürekli makineler icat ediliyor. Ve önce mantığımıza uymasa da sonra bu makineleri kabullenip kullanıyoruz. Yenilenmek gerekir. Yavaş okuma alışkanlığını terk edip hızlı okuma becerisini kazanımlarımız arasına koyma vaktidir şuan.

Okumaya devam et

Adamın biri hızlı okuma kursuna gitmiş…

Adamın biri bir hızlı okuma kursuna gitmiş, Savaş ve Barış’ı 20 dakikada okumuş ve “Olay Rusya’da geçiyordu!” demiş.

İyi halt etmiş!

Hızlı okumayı beceremeyen,

Hızlı okumanın çağrıştırdığı anlamdan başka, ne olduğu hakkında zerre bilgisi olmayan,

“Yeni bir şey mümkün mü?” sorusunu kökten reddedip beton bir kalıpla dünyayı terk edecek olan,

Üç cümle adamı,

Saçma sapan,

Kör, cahil ne kadar adam varsa bu sözün arkasına sığınıyor.

Yağlı kocaman ağzını kocaman açıp, sarı dişleri ve yontulmamış gülüşüyle kahkaha atarcasına bu sözü söylüyor.

Bilgin kılı kırk yararken, cahil bir cümlelik bilgisinden ne kadar da çabuk emin oluyor.

Savaş ve Barış’ı 20 dakikada okuduğunu iddia eden kişi, belli ki aldığı eğitimin faydasını görmemiş. Bunun bir çok nedeni olabilir. Eğitmeni zayıftır, programı zayıftır, gerekli çalışmaları yapmamıştır, beklentisi yüksektir, kapasitesi yetersizdir, anlatılanları yanlış anlamıştır, uygulamaları yanlış yapmıştır, yeterli süre eğitim almamıştır…

Ayrıca,

Her eğitim alan başarılı olacak diye bir kural da yok.

Onun başarısızlığı niçin bizim örneğimiz olsun?

Hayat derslerimizi başarısızlardan mı alıyoruz?

Hızlı okuyan Kennedy’e bakın, Fatih’e, Atatürk’e, Süleyman Demirel’e… Hatta Taha Akyol yaşıyor kendisine maille sorun:

“Günde bir iki kitabı okumak üstelik notlarını da alıp bir kenara koymak nasıl bir duygu?” diye.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın hızlı okuma müfredatı var. Okullarda hızlı okuma dersleri, hızlı okuma kursları, kitapları, programları, şirketlerde, bankalarda, üniversitelerde hızlı okuma eğitimleri var. Bütün bu eğitimleri alan, faydasını gören binlerce kişi var.

Hızlı okuma; illa dakikada bin, iki bin kelime okumak, Savaş ve Barış’ı 20 dakikada bitirmek değil. Hızınız 300 kelimedir de siz şu anda 150 kelimeyle okuyorsunuzdur. Bir başkası 200 kelimeden 600 kelimeye çıkabilir. Sonuçta bu eğitimi alan kişi, mevcut halinden daha iyi odaklanacak, daha hızlı okuyacak, daha iyi anlayacaktır.

Hızlı okuyan, her şeyi hızlı okuyacak diye de bir kural yok. Kültürel okumalarda istediğin hızda oku, edebi metinlerde, romanlarda, mecaz içerikli metinlerde satır aralarını okumak, hayal etmek, düşüncelere dalmak istersen yavaş oku; fakat ihtiyaç duyuyorsan ya da mecbursan hızlı okumayı da bil ve uygula. Yani yapabileceğinin en iyisini yap; bütün mesele bu. Zira hız devri olan bu devirde, birçok bilginin “çöplük” olabildiği bu devirde, her şeyi de ince eleyip sık dokuyarak yavaş okuyamazsın.

“Pire itte, bit yiğitte bulunur.” diye bir söz var. Bu sözü araştırdığınızda, google karşınıza aşağıdaki bilgiyi çıkarıyor:

1914 yılında doğu cephesinde, Sarıkamış’ta Mehmetçiğimiz perişan bir vaziyettedir. Rus istihbarat ajanları askerler arasında “Pire itte, bit yiğitte bulunur.” sloganını yaymış, neticede Mehmetçiğimiz tifoya yenik düşmüştür. Bu taktiğe beşinci kol taktiği adı verilmektedir.

Sonuç olarak şuraya varacağım: Biz de başını sonunu düşünmeden söylenen her söze itibar edecek olursak, yenik düşer, bir adım ileri gidemeyiz.

Kezban Küçük 26.02.16

Yazarlığa Yolculuk

DOKY Eğitimlerinde kullanılacak materyalleri oluşturmak ve yayın çıkarmak adına ilk büyük adımı 05.11.2015 tarihinde attık. Perşembe günü sınıf öğretmeni zümrelerinin de dahil olduğu toplantıya çok kararlı çıktık. Planı, programı, iş dağılımı, yayın sonrası reklam politikası v.b. her şeyi düşünüp gerekli girişimleri önceden yapmıştık. Toplantıda yaşadığımız görüş ayrılıkları, fikir uyuşmazlığı, gayriciddi tutumlar bizi yıldırmadı çünkü biz kararımızı vermiştik, bu işi yapacaktık. Ha bir kişi fazla ha bir kişi eksik yolumuza tüm hızımız ve inancımızla çıkmıştık bir kere. Planladığımız gibi haftada bir toplantı yapacak, o güne kadar seviye seviye metinler hazırlayacaktık. 12.11.2015 tarihinde 2.toplantımıza aslında hazırlayanlar olarak 1.toplantımızı yaptık. Kezban K. Şerife A. Tuğrul Ç. ‘nin katıldığı toplantıda ellinin üzerinde metin incelendi. Aramızda ilk kez yazanlar vardı. Yaza yaza gelişeceklerinin farkındaydılar ve eleştirilerden daima olumlu çıkarımlar yaptılar. Zaman zaman yayın kadromuzu genişletmeyi, ek destekler almayı düşünsek de üçümüz gayet iyi bir ekip olduğumuzu biliyorduk.
Küçük ailesinde herkes yazarmış meğer. Sürekli metin akışını sağlayarak bize tek olmadığımızı gösterdiler. Çıkacak yayınların çok renkli, çok kaliteli nitelikte olacağı belliydi. ‘’ Bir yazarı tanımak istiyorsanız; yazılarına bakın, yazılarında kendiyle ilgili ip uçları bulacaksınız. ‘’ diyordu Kezban K.
Dediği doğruydu. Herkes kendini, deneyimlerini, ilgi alanlarını kendine has üslubuyla yazıya döküyordu. Yılmaz Küçük’ü okuyanlar yazarın sınıf öğretmeni olduğunu anlıyordu. Çünkü öğretici nitelikte ve 6-10 yaş grubunun anlayacağı seviyede metinler yazıyordu. Kömür adında köpeği vardı. Köy hayatını da iyi biliyordu yazarımız.
Uzman Türkolog olduğu için çok üst metinler yazan Kezban Küçük; metinlerinde hep pozitif, tertemiz, sevgi ve iyilik dolu bir dünya portresi çiziyordu. Yazarın metinlerinde mutsuz çocuk, karamsar ebeveyn asla rastlayamayacağınız karakter tipleridir.
Emre Küçük’ü okuyanlar yazarın İngilizce öğretmeni olduğunu anlıyordu ama ilkokul seviyesinde ilk defa metin yazdığına kimse inanmıyordu. Drama ve konservatuarla ilişkilendirmeye çalışıyor, Emre K. kesinlikle profesyonel anlamda bir yerlerde yazıyor diye düşünüyorduk. ‘’ Orkestra ‘’ metnini okuduğunuzda ne demek istediğimizi anlayacaksınız.
Gamze Küçük’ü okuyanlar edebiyat öğretmeni diye tahmin yürütüyorlardı. Çünkü edebi zevke sahip metinler yazıyordu. Gamze K. dinleme metinlerindeki alanı tek başına dolduracağa benziyordu. Sayfalarca uzun uzun metinler yazıyor, bize gönderiyordu. Yazarın haftalık toplantımıza yetiştirdiği metinlerini hayretle okuyor, hiç sıkılmadan dinliyorduk. Adeta mest oluyorduk. Çıkar çıkar diye baskı yaptığımız ’’ Patlamış Mısır Hikayeleri ‘’ kitaplarının çok okunanlar listesine gireceği
belliydi.
Tuğrul Ç. yi okuyanlar metinleri hem çok beğeniyorlar hem de çok bilindik buluyorlardı. Sınıf öğretmeni olduğu için o seviyenin neler okuyabileceğini çok iyi biliyor, bu yüzden bazı metinleri benzerlik taşıyordu. O da diğerleri gibi ilk defa yazanlardandı. Metinlerimizi öğrenci gözüyle irdeliyor, olumsuz örnek teşkil edecek bir durum oluşmaması adına kılı kırk yarıyor ve gerekli düzenlemeleri yapıyordu. Çocuk şöyle anlayabilir o yüzden bu kelime olmaz, çocuk bunu sınıfta uygulayabilir o yüzden bu tema işlenmez, gibi söylemleriyle bizlere de yol gösteriyordu. Yazdığı metinlerde öğrencilerin her şeyden önce iyi kalpli olmalarını istiyordu. 12 Kasımdan bu güne 7-8 hafta boyunca toplantılar yaptık, metinler yazdık. Geliştiğimizin bizler de farkındaydık. Yazarın ‘’ Mısır Piramitlerine Yolculuk ‘’ adlı metni çıtayı yükselten metin oldu hiç şüphesiz.
Benim yazarlığa yolculuk hikayem birazcık daha trajikomik aslında. Ortaokul, lise ve üniversite yıllarımda yazdığım kompozisyonlar büyük beğeni topladığı için kendime çok güveniyordum. Ama ilkokul seviyesi için ben de ilk defa yazıyordum. Metinlerime gerçek manada eleştiri yapılması için isimsiz incelettim. Medeni cesaretimden dolayı kendimi kutluyorum bu arada. Ne acemiliğim kaldı, ne noktalama işareti bilmezliğim. Demoralize olmadım çünkü gerçek eleştirilerin beni geliştireceğini biliyordum. Öncelikle izlediğim filmler benim ilham kaynağım oldu. Dalga geçildiği için okulu bırakan ayakkabı boyacısı olan çocuk, kulübede yaşayanlar, zengin çocuk-fakir çocuk arkadaşlığında bisikletini vermeyen zengin çocuk para biriktiren fakir çocuk, zengin iflas ediyor fakir çocuk biriktirdiği parayı onlara bağışlıyor annesinin ilaç parası oluyor. Dur demeseler gözleri görmeyen iki sevgiliden birine araba çarpacak diğeri gözlerini ona bağışlayacaktı ki dediler. Acı, kan, ölüm temalı metinlerim yüzünden Fakir Baykurt’a benzetildim önceleri. Sonra toparladım. Olmaz diye çarpı atılan metinlerimi tekrar tekrar düzelttim çok daha iyi bir şekle büründüğü için kabul ettirdim.
‘’ Benim Masalım ‘’ adlı metnim ilk güzel metnim oldu. Sosyal mecralarda paylaştığımda aldığım dönütler beni onurlandırdı ve oldukça heyecanlandırdı. Kasvetli havadan arınmıştım artık. Toz pembe masallar yazıyordum. Benim metinlerimde hep küçük şımarık bir kız çocuğu ve katı kuralları olan, kızının bazı isteklerine izin vermeyen dominant bir baba modeli var. Uçurtmaya izin vermişti ama haksızlık etmeyelim. ( Pembe Uçurtmam ) Lunaparkta yine yasaklar koymuştu tabii. ( Lunapark ) Bazen DOKY öğrencilerimizden esinlenerek metinler yazdım. Mira ve Edanaz gibi kardeşini kıskanan çocuklar ‘’ Aslı’nın Kardeşi ‘’, ödevini yapmayan bu yüzden derslerinde başarısız olan Esma ‘’ Esma’nın Rüyası ‘’ adlı metnimi yazmama vesile olmuştur. Öğretici nitelikte kıssadan hisse veren metinler de yazdım.
Son olarak ekibimizi tanımlayan tabirleri paylaşacağım. Yazı makinemiz Gamze K. Sipariş üzerine metin yazabiliyordu. 6 tane 2.seviye 3.tane 1.seviye lazım diyorduk, haftası olmadan gönderiyordu. Editörümüz Kezban K. mailine gelen yüzlerce metni okuyor, düzenliyor, kesiyor, biçiyor tabiri caizse adam ediyordu. Metinlerden başını kaldıramayan Kezban K. bir ara yazmanın başkasının metnini düzeltmekten daha kolay olduğunu düşündü. Denedi, haksız da değildi.
Sivri dilli jüri üyesi hiç şüphesiz bendim. Metinleri incelerken alışkanlık haline gelmiş olmalı ki Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şiirini çizdim, burası şurası olmamış diye inerken gözlerim bir de baktım ki yazar bizden biri değilmiş. Çok utandım… Ekip başımız Tuğrul Ç. sürecin en başından bu yana hep yanımızda oldu. Bu projede yer almak gerçekten çok güzel bir duyguydu.
Şerife AYDIN

Eşki Sözlükte Hızlı Okuma

İnsanların, zaman ayırıp üstüne para verdikleri, bir grup öğrencinin lisede cebelleştiği şey.

“Halbuki ne kolaydır” dedirten iş.

“Bir resme bakmak ile bir yazı sayfasına bakmak arasında fark olmadığını anlayabilme durumu. kelime kelime okumak yerine bütünü görüp anlayabilmek, ayırt edebilmek için kasılan olay.”

“İlk olarak yazının geneline bakılır, sonra sonuca göz atılır ardından çaprazlama metodu ile okunur ve yazı üzerinde gözle x (çarpı) işareti yapılır. Artık en azından ana fikir anlaşılmıştır, şimdi eğer vakit varsa bir kere daha göz gezdirilir. Bu benim kendi kendime uyguladığım yöntemdir, tabii ki konunun uzmanları daha bilimsel bilgiler verecektir.”

“Bir hafta boyunca alınan yarımşar günlük bir eğitimle geliştirilmesi oldukça kolay bir olay. Okuma hızı ekstra bir çaba sarf etmeden kolayca iki katına çıkabiliyor. Bunun için piyasada birçok kitap da bulunmakta olup onların da faydalı olduğunu söyleyebilirim.”

İşe yarayıp yaramadığını deneyip görmek için birçok önyargı ile katıldığım bir eğitim türü. İlk oturumdan itibaren fark görülebiliyor. Beş oturum suren eğitim ve eğitim sonunda verilen egzersizler de devam eden günlerde tamamlanınca sonuç üç kat hızlı ve daha iyi anlayarak okuma oldu. Eğitimin mantığı görme alanını ve aslında çizgili kas olan göz kaslarını geliştirmeye dayanıyor.

Anlayıp anlamama kısmının ölçülmesine gelince: eğitimin ilk gününde orta zorlukta bir makale okuyorsunuz, zamanınız tutulduktan sonra parça ile ilgili soruları cevaplıyorsunuz ve bir sonuç elde ediyorsunuz. Aynısını eğitimin sonunda da yapıyorlar. Aradaki fark anlamlı derecede büyük çıkıyor. Kediyi öldüren merak sizi de öldürüyor tabi. Bunun işe yarayıp yaramadığını kendiniz de okuduklarınızda denemeye başlıyor ve gerçekten işe yaradığı anlamış oluyorsunuz.

Bunun önemini gün geçtikçe anlıyorum, bir dönemde 14 ders alıyorum, bu derslerin 5 tanesi çok baba dersler, alanımda bir şeyler yapabilmem için hakkını verebilmem ve hesap makinesi kullanımında ileri seviyelere taşınabilmem gereken sayısal dersler, ancak geri kalan 9 tane dersim sözel ağırlıklı

ve şu an vize dönemi, okumam gereken “çok” sayfa var ve ben hızlı okuyamıyorum, haliyle çok basit bir dersin notunu bir sefer okuyup geçmem yetse dahi o notu okumam maalesef saatlerimi alıyor, bu süreç hem sıkıcı hem de zamanla yarıştığım (günde 3 sınava girdiğim olacak) şu günlerde ciddi bir vakit kaybına neden oluyor

Ya da bugün yalnızca 45 dakikalık sınavda 2 sayfa metin okumam gerekiyordu ve dakikalarımın büyük kısmını maalesef metin okumaya ayırdığım için, cevabımı önce kafamda taslak haline getiremeden paldır küldür yazmak durumunda kaldım, bu da benim konu ile ilgili teknik değerlendirmelere gerektiği kadar giremememe ve yüzeysel bir yanıt vermeme neden oldu

Açıkçası hızlı okumak zor değil, fakat iş anlayarak hızlı okuma olunca, bende işler biraz yolunda gitmiyor, kelimeleri atlamam, özümseme fırsatı bulamayışım ve tekrar başa dönerek okumak durumunda kalmam bana daha da zaman kaybına mal oluyor

İçimden, vurgulu ve tonlamalı okuma alışkanlığımı rafa kaldırıp, anlayarak hızlı okuyabilme yeteneğimi geliştirmem, öyle bir yeteneğim yoksa da var etmem gerekiyor

Yarın iki tane sınavım var ve bir tanesi, anlayarak hızlı okuma yeteneğim olsaydı fazla zamanımı almayacakken, şimdi tam olarak 5 saatimi yani 27 dakika sonrasından gece saat 22,00 a kadar olan vaktimi alacak

İçim yanıyor dersem abartmış olmam, zira zamanla yarışta geride kalmak, insana her zaman kaybettiriyor

Hızlı Okuma Hakkında 50 Temel Bilgi

  1. Hızlı okuma, mevcut okumanızın hızlandırılmış şekli değildir. Ondan yüzde yüz farklı bir okumadır.
  2. Mevcut okumanızda kelimeleri teker teker okur, içinizden seslendirirken, hızlı okumada kelimeleri ikili üçlü guruplar halinde görür, tıpkı resim gibi seslendirmeden algılarız.
  3. Görseller en hızlı, işitseller en yavaş okurlar; görseller hızlı okumayı çok çabuk öğrenirken işitseller hızlı okumayı öğrenmekte biraz zorlanırlar.
  4. Herkes aynı hızda okuyamaz. Kimi aynı eğitim sonucu 300 kelime okurken kimi bin kelime okuyup, okuduğunu da çok iyi anlayabilir.
  5. Herkes hızlı okuyabilir. (aynı hızda okuyamasa da kendi hızını ikiye katlayabilir.)
  6. Her metin aynı hızda okunmaz.
  7. Metnin her yeri aynı hızda okunmaz.
  8. Metin okumanın aritmik bir yapısı vardır.
  9. Hızlı okuyucu aynı zamanda seçici okuyucudur. Metnin önemli ve önemsiz yerlerinde hızını ayarlayabilir.
  10. Her zaman metinleri aynı hızda okumayız. Psikolojik durumdan tutun da ortama yere zamana, metnin ilgi alanımızda olmasına kadar hız ve algımızı belirleyen pek çok değişken vardır.
  11. Hızlı okuma odaklanmayı sağlar.
  12. Odaklanma, hızlı okumayı kolaylaştırır.
  13. Hızlı okuma becerisini kazanmada motivasyonun ve kendine inanmanın önemi büyüktür.
  14. Hızlı okumanın kitaplardan öğrenilmesi çok zor, hatta imkansızdır.
  15. Kitaplardan hızlı okumanın ne olduğunu öğrenebilirsiniz ancak hızlı okuma becerisini, hızlı okuma eğitmenlerinin size ait yönlendirmeleri ve özel bilgisayar programları eşliğinde edinebilirsiniz.
  16. Hızlı okumayı iki günde öğrenemezsiniz.
  17. Hızlı okuma becerisini kazanmak süreç ister.
  18. Hızlı okuma eğitim süresi en az üç-dört hafta olmalıdır.
  19. Hızlı okuma bir irade ve disiplin işidir.
  20. Disiplinli olmayan, yapması gereken göz-beyin-bellek egzersizlerini günü gününe yapmayan kişiler bu beceriyi kazanamazlar.
  21. Hızlı okuma becerisini kazanmak için yapılması gereken egzersizleri yapmak başta zor gelebilir.
  22. Hızlı okuma çalışmalarında zorluk yavaş yavaş kolaylığa dönüşür.
  23. Hızlı okumada önce okuma hızı, daha sonra anlama oranı gelişir.
  24. Hızlı okuma becerisini kazanırken anlamanın hızdan sonra gelişmesi, hızlı okuyan kişiyi “eyvah, hızlı okuyorum ama hiçbir şey anlamıyorum” endişesine düşürüp eski yavaş alışkanlığına döndürebilir.
  25. Hızlı okuma becerisi kazanmanın bir direnç noktası vardır.
  26. Hızlı okuma becerisi kazanmanın direnç noktasında yani “hızlı okuyorum ama hiçbir şey anlamıyorum, o halde hızlı okumam neye yarar? Derhal daha iyi anladığım eski okumama dönmeliyim!” yanlış kararını verme noktasında, çalışmalarını çöpe atma noktasında yanında, bunun hızlı okumanın doğal bir süreci olduğunu ona özellikle vurgulayan, biraz daha çabalar ve çalışırsa bu hızda çok daha iyi anlamaya başlayacağını anlatan bir hoca, bir eğitmen olmalı.
  27. Vazgeçeceğiniz nokta aslında anlayarak hızlı okumaya en yaklaştığınız nokta olabilir. İnsanların çoğunun hızlı okumayı bıraktığı, hızlı okuma eğitiminin hiçbir işe yaramadığını düşündüğü nokta bu dönüm-direnç noktasıdır.
  28. Oysa bütün alışkanlıkların çok zor dönüm noktaları vardır. Eski ve yavaş okuma alışkanlığımızı da terk ederken ayrılığımız o kadar kolay olmaz…
  29. Hızlı okuma becerisi kazanmak insana özgüven verir.
  30. Hızlı okuma becerisi kazanmanın önündeki en büyük engeller: iç ses-alışkanlık terki ve önyargıdır.
  31. Bugün dünyada yüzlerce binlerce hızlı okuyucu vardır.
  32. Atatürk, Kanuni Sultan Süleyman, Fatih, Süleyman Demirel, Taha Akyol, Kennedy… sayamayacağımız kadar ünlü hızlı okuyucu bunlardan bazılarıdır. İsmi bilinmeyen yüz binlerce hızlı okuyucu vardır.
  33. Hızlı okumanın yaşla ilgisi var.
  34. En hızlı okuyucular, hızlı okuma eğitimini 4. 5. 6. Sınıflarda alanlar olabileceği gibi, bilinç, istek ve özellikle ihtiyaçla gelen her yaş gurubundan insan hızlı okumayı rahatlıkla öğrenebilir ve mevcut okumasını en az iki kat artırabilir.
  35. Hızlı okuma eğitimi 4. Sınıfta, 6. Sınıfta, 11. Sınıfta tekrar edilebilir. Farklı bilinç, kelime hazinesi ve yapabilirlikle hızlı okuma kazanımları artar.
  36. Hızlı okuyucu, beynin çalışma hızında beyne veri gönderdiği için hızlı okuyucuda dikkat dağınıklığı olmaz.
  37. Hızlı okuyucunun beyni, gelen verileri hızlı işlemeye odaklanır.
  38. Hızlı okuma, en fazla bilgi içerikli metinlerde, testlerde, sınavlarda işe yarar.
  39. İlk kez karşılaşacağınız, felsefik ve ağır içerikli metinlerin çok hızlı okunmaması gerekir.
  40. Edebi metinlerin, roman-hikayelerin de belli oranda hızlı okunması, hayal gücüne ve satır aralarını okumaya yer bırakması gerekir.
  41. Hızlı okuma, seçmeli okuma ve bütün okuma olarak temel iki bölümde değerlendirilebilir.
  42. İstek ve ihtiyacımıza göre okuma hızı ve türü belirleriz.
  43. Sütun metinler gözün görme aralığına göre oluşturulduğu için daha hızlı okunur.
  44. Hızlı okuma egzersizleri gözlerin, beynin ve belleğin gıdasıdır.
  45. Yetişkinlere, iş adamlarına, yoğun çalışanlara, beyni aktive etmek, becerileri güncellemek, çeşitli beyin rahatsızlıklarına (alzeimer) yakalanma riskini azaltmak için hızlı okuma eğitimleri çok iyi gelecektir.
  46. Hızlı okuma becerisi unutulmaz, kullanıldıkça pekişir.
  47. Hızlı okuma eğitimine ayıracağınız 24 saatle (3 hafta ya da bir aya  dağıtılmış 24 saat) hayatınıza binlerce saat katabilirsiniz.
  48. Hızlı okuma becerisi ile okuma zevki ve alışkanlığı kazanmanız çok daha kolay olur.
  49. İnsan, iyi yaptığı şeyleri sürekli yapmaktan hoşlanır. Sürekli yaptıkça daha iyi yapar…
  50. Hızlı okumayı öğrenmek, günümüz dünyasında bir seçenek değil, zorunluluktur.

Kezban KÜÇÜK-22.02.16

HIZLI OKUMANIN AKIL SAĞLIĞINA FAYDALARI

“Bir insanın aklı bilgisine göre değil, bilgi edinme yeteneğine göre ölçülür.”

Bernard Shaw

Her şey bir yana akıl bir yana.

Akıl iyi çalışmadı mı diğer bütün organların hiçbir hükmü yok demektir.

“Allah, akıl sağlığı versin” “Sen aklımı koru ya Rabbi!” deriz,

Akıl, vücudun efendisidir, bildiğimiz her yöntemle aklımızı korumaya çalışmak kendimiz ve dünya için yapabileceğimiz en önemli şeydir.

Hızlı okuma becerisi kazanmak, hızlı okuma eğitimleri, hızlı okumanın hayatımıza katacağı canlılık ve heyecan, aklımızın ve ömrümüzün gıdasıdır.

Aklımızı yalnızca spor yaparak, iyi beslenerek, olumlu düşünerek değil; iyi işleterek, güncelleştirerek, elektrik bağlantılarını artırarak yani  “hızlı okuma” becerisi kazanarak da geliştirebiliriz.

Aklımız, bizim en önemli hazinemizdir, aklımız iflas ettiğinde bir hayvandan, bir bitkiden, cansız bir varlıktan bir farkımız kalmaz. Bize, “eşref-i mahlûkat” sıfatını veren aklımızdır.

Hızlı okuma becerisini kazanmak için yapacağınız göz- beyin-bellek egzersizleri, aklınızı canlandıracak, sarsacak, sizi, yeni ve alışık olduğunuz düşünme hızının iki üç kat üstünde düşünmeye, çalışmaya zorlayacak muhteşem bir akıl sporu, akıl egzersizidir.

Hayat telaşı içinde hiç fark etmeden rutine dönüşen yaşamınızdan sizi sarsarak çıkaracak olan da yine hızlı okuma eğitimidir.  Hızlı okuma eğitimi esnasında uygulayacağınız egzersizler ve hızlı okuma becerisi ile birlikte hayatınıza girecek olan yeni kitaplar, yeni bilgiler, alışkanlıklar, deneyimler… hayata yeni baştan ve çok farklı bir noktadan bakmanıza yarayacak.

Hızlı okuma, hayata bir mental yaklaşımdır. Hızlı okuma, beynin gıdası olan oksijeni, glikozu, pozitif düşünce sistemini hayatınızda bilinçli ve sağlıklı kullanmanın yollarını gösteren bir sistemler bütünüdür.

Hızlı okuma, hızlı düşünmedir, hızlı algılamadır, hızlı cevap vermedir, hızlı yorumlama, kıyaslama, alma, verme, katlama çıkarmadır. Hızlı okuma, matematiktir. Hızlı okuma, aklı, sahibine ve insanlığa en verimli olacak şekilde çalıştırmaktır. Hızlı okuma, akla, aslında neler yapabileceğini gösterme fırsatlarını sunmaktır.

Hızlı okuma eğitimi, alzheimera yakalanma riskinizi azaltır. Aklını, sohbetini, varlığını sevdiklerinize hızlı okuma eğitimlerini ısrarla önerin.

Hızlı okuma becerisini kazandıktan sonra, hayat satrancında saatlerce düşünmenize gerek kalmaz. Hızlı okuma becerisiyle, üç beş hamle sonrasını, olasılıkları, mevcut durumunuzdan en az üç kat daha hızlı görebilir, aynı hızla sağlıklı ve isabetli kararlar alabilirsiniz.

Kendinize bir iyilik etmek ve sahibi olduğunuz bir tek hayatı dolu dolu yaşamak istiyorsanız, en kısa sürede hızlı okuma becerisi kazanın…

Kezban Küçük

20.02.16

Sertifika Programı

UĞUR KOLEJİ

ÖZEL HAKE ANLAYARAK HIZLI OKUMA SERTİFİKA PROGRAMI 

Amaç: Dikkat, odaklanma ve anlamayı artırarak okuma hızını en az 2 katına çıkarmak. Okuma eylemine etken tüm faktörleri, günün gelişmeleri, ihtiyaçlarımız ve potansiyelimiz doğrultusunda revize etmek; buna bağlı olarak yenilenmek, farkındalığımızın, özgüvenimizin artması; anı yakalayıp gelecekçi bakış açısını geliştirmek. Bir kademe üst düşünme hızına ulaşmayı etkili eğitim ile sağlamak.

Eğitim İçeriği:

*Tanışma

*Okuma nedir?

*Mevcut okumamız

*İlk okuma hızı ve kavrama oranı tespiti

*Hızlı Okuma nedir?

*Dünyada ve Türkiye’de hızlı okumanın gelişimi

*Hızlı okumaya etken faktörler

*Göz ve gözün çalışma sistemi

*Göz kaslarının geliştirilmesi

*Aktif görme alanının genişletilmesi

*Gözün fiziki durumunun yetkinliği

*Beyin

*Beynin çalışma sistemi

*Beynimizin yetkinliği

*Algılama sistemimiz, nasıl algılarız, algıda seçicilik

*Beynin beslenmesi-fiziki beslenme

*Doğru beslenme alışkanlıkları

*Beynin besini-oksijen-glikoz

*Psikolojik beslenme, pozitif ve negatif düşünceler

*Pozitif düşüncenin yararı, negatif düşüncelerden uzaklaşma yolları

*Bellek

*Nasıl öğreniriz, akılda nasıl tutarız?

*Akılda tutma yöntem ve teknikleri

*Öğrenme yöntem ve teknikleri

*Bireysel öğrenme farklılıklarımız

*Mevcut okuma alışkanlıklarımız

*Mevcut okumamız ile hızlı okuma arasındaki farklar

*Hızlı okuma teknikleri

*Kelime guruplarını, cümle ve paragrafları görme çalışmaları

*İç sesi yok ederek görme-algılamayı geliştirme çalışmaları

*Algılamak için ses gerekli fakat mecburi değildir.

*Ses kazanımı görsel kazanıma yönlendirme

*Gör-seç-algıla-akılda tut sistemini yerleştirme

*Okuma bilinci yaratma

*Üsluba göre okuma

*Gereksinim ve ilgiye göre okuma

*Bütün-seçmeli-sütun okumalar

*Odaklanma ve motivasyonu artırma yolları

*Odaklanma süresi nasıl artar?

*Motivasyonun hızlı okuma ve algılamaya etkileri

*Alışkanlıklarımız-hızlı okuma alışkanlığı geliştirme

*Sürdürülebilir hızlı okuma alışkanlığı için yapılması gerekenler

Eğitim İsmi:             Anlayarak Hızlı Okuma Eğitimi
Eğitim Süresi:          Toplam 6 ders saati
Eğitim Yeri:              Sizin belirlediğiniz yer
Katılımcı Sayısı:        1-50 kişi.
Eğitim Bedeli:           3 ders saati ücretsiz olmak üzere, ikinci üç ders saat için  saat başı 250 tl+KDV, toplam 750 tl+KDV

Program bedeli:        75tl+KDV /1 kişi*

Eğitmen: Talebinize göre, kurum müdürü Şerife Aydın veya eğitmenimiz Arif Karacan.

 

Eğitim sonunda kurucu eğitmenimiz Uzman Türkolog Kezban KÜÇÜK kısa bir sunumdan sonra, katılımcılardan gelecek soruları cevaplayacak. İlk kitabı  “Anlayarak Hızlı Okuma ve Öğrenme”yi imzalayarak tüm katılımcılara hediye edecek. Ayrıca İlkokul 3. Sınıflar için hazırladığı kitabıyla, 4 ve 5. Sınıflar için hazırladığı kitaplarını bu derslere giren sınıf öğretmenlerine hediye edecektir.

HIZLI OKUMA TEKNİKLERİ DİKKATİ %100 ORANINDA ARTTIRIYOR!

         

Bir eylemi yavaş yaparken mi dikkat edersiniz yoksa hızlı yaparken mi? Bir düşünün.
Aracınızı 50-60 km hızla kullanırken; tabelaya bakarsınız, radyoyu açarsınız, telefonla konuşursunuz v.b. dolayısıyla yavaş ve dikkatsiz yol alırsınız. Oysa aynı aracı 200-250 km hızla kullanırken; direksiyona yapışıp yola odaklanırsınız. Başka hiçbir şeyle meşgul olma lüksünüz olmaz. Bu yüzden daha hızlı yol alırsınız. Hızlı okuma tekniği de böyle bir şey.

Beynin bir dakikada en az 700-800 kelimeyi algılama gücü vardır. ‘’ En az ‘’ diye vurgulamak isterim. Beynin bizden bir dakikada beklediği kelime buyken biz dakikada ortalama 100-200 kelime okuyarak beynimizde 600 kelime boşluk olmasına sebebiyet veriyoruz. Bu sebepten yavaş okurken beyin hayal kurar, başka şeyler düşünür. Gözler metindedir fakat aklımızda türlü düşünceler vardır. Bugün ne yapsak? Akşamki toplantımız, yarın ki randevumuz v.s. planlarımızı düşünürüz. Bu nedenle algı kaybı yaşanır.

Hızlı okumak; okuduğunuz metne odaklanmak ve akla hiçbir şeyi getirmemek demektir.

Okilistik sınavlarda çocuklar en zor soruları doğru yapıyor. Yanlışlar kontrol edildiğinde ise tepkileri; aaa ben onu öyle görmemiştim, ben onu öyle okumamıştım, oluyor. Özellikle olumsuz soru köklerine dikkat edilmiyor.

Hızlı okumak öylesine okumak demek değildir. Hızlıca ve özensiz geçmek, göz gezdirmek değildir. Okuma için geliştirilmiş bir tekniktir.

Sınavlara hazırlanan öğrenciler için bir net bile ne kadar önemlidir, değil mi? Oysa bu teknik 5-10 net artışı sağlıyor. Beş kat hızlanan bir öğrenci beş kaynak bitirdiğinde yavaş okuyan öğrenci sadece bir kaynak bitirmiş oluyor. Dolasıyla hızlı okuyan öğrencinin sınava kadar görmediği soru kalmıyor. Paragraf sorularını 15-20 dakikada bitiren öğrenci, matematiğe, fene, sosyale istediği süreyi ayırabiliyor. Üstelik 40 soruyu 1 saatte çözdüğünde 25 doğru 15 yanlış yapıyorsa, süreyi 20 dakikaya indirdiğinde minimum 30-35 net yapıyor.

İş hayatında ise günde milyonlarca mail, milyonlarca evrak, milyonlarca dosya inceliyoruz. Gözden kaçırma lüksümüzün olmadığı durumlar da yok değil. Hızlı okuma zamandan tasarruf etmenizin yanında dikkatinizi de artırdığı için işiniz kolaylaşıyor. Bankadan gelen sözleşmeyi skanner yani gözlerinizle tarayıp lehinize madde var mı, fark edebiliyorsunuz. Ben yine de hızlı okumanın küçük yaşlarda kazanılması gereken bir beceri olduğu kanaatindeyim.

Bu eğitimin en güzel yanı ise; unutulmuyor. İleri de meslek hayatında dahi kullanabileceği özel bir beceri olarak kişiye kalıyor.

 

Şerife AYDIN

ÇOCUĞUMA OKUMA ALIŞKANLIĞI KAZANDIRAMIYORUM!

 

Ebeveynler çocuklarına küçük yaşta okuma alışkanlığı kazandırmak istiyor. İzledikleri yöntemler sonucu başarılı olan veliler de var. Ne yaparsam yapayım okumayı sevdiremiyorum, özensin diye her akşam yanında kitap okuyoruz ama yine de çocuğuma okuma alışkanlığı kazandıramıyorum diyen veliler de var.

Çözüm üretmek için önce sorunu tanımalıyız, yani nedeni bilmeliyiz. İlkokul öğrencisiyse ve okumayı tam anlamıyla icra edemiyorsa, okumayı sevmemesi çok normaldir. Neden diyeceksiniz.

Biz yetişkinler; yapamadığımız başarılı olamadığımız şeylerden zevk alıyor muyuz? Cevabınız; hayır ise beni dinlemelisiniz.

Çorba genelde maksimum 30 dakika içinde yapılan basit bir iştir, değil mi? Bunu 3 saatte yapan kişi 30 dakikada yapan bir insan kadar zevk alır mı, almaz. Bir saatte yapılabilecek ödev için üç saat vakit harcayan çocuk için de aynı durum geçerlidir. Bu durumda olan çocuklar için kitap okumak zevk değil eziyettir. O yüzden önce doğru okuma, sonra hızlı okuma eğitimleriyle çocuğunuzu kazanabilirsiniz. Özgüveni yükselen çocuk kitabı elinden düşürmeyecektir. Kitap kurdu olması an meselesidir. Hatta ve hatta ona kitap yetiştiremeyeceksiniz.

Tabii ebeveyn olarak göreviniz burada bitmiyor, belki de yeni başlıyor. Evde düzenli olarak her akşam kitap okuma saati yapmalı, hep beraber kitap okumalısınız. Çocuk denileni değil gördüğünü yapar. Kitap seçimlerini çocuğunuzla beraber yapın. Çocuğun hem seveceği, eğleneceği, hem de öğreneceği kitapları seçmelisiniz. Kitap okuma alışkanlığı çocuğunuzun hem kelime hazinesini geliştirecektir, hem de ileride karşılaşacağı uzun paragraf sorularını anlamasını sağlayacaktır.

 

Şerife AYDIN